Hosgeldiniz

MEKKE'nin Fethinin 1383. Yılı Kutlu Olsun ..


Selami Çalışkan Haberi

Bugün Mekke'nin Fethi'nin 1383. yılı. Sultanahmet Camii'nde 35 yıl İmam-Hatiplik yapan Emrullah Hatipoğlu ile Mekke'nin Fethi'ni konuştuk. Mekke'nin Fethi'nden herkesin alacağı dersler olduğunu bildiren Hatipoğlu; fethin Hudeybiye Antlaşması'nda müjdelendiğini söyledi.

Sultanahmet Camii Görevlileri Derneği binasında sorularımızı cevaplayan Emrullah Hatipoğlu ile Mekke’nin fethi sohbetimiz şöyle sürdü:



-Sayın Hocam, Mekke'yi ikişer üçer terk ederek Medine'ye, Habeşistan'a hicret eden Müslümanlar; 8 sene sonra Mekke'ye nasıl on bin kişi olarak döndüler?

Mekke'nin fethinden 2 yıl önce Peygamber Efendimiz bir rüya gördü. Mekke'yi özleyen Müslümanlara da haber verdi. "Hazırlanın, Mekke'ye gidiyoruz" dedi. Müslümanlar hazırlandılar ama silahsız. Hudeybiye denilen yerde ihrama girdiler. Müşrikler bunu haber almıştı. Orada Müslümanların karşısına dikildiler. 

AYETLERLE MEKKE'NİN FETHİ
-Mekke'nin fethi, ayetlerle Peygamber Efendimize ne zaman ve nasıl müjdelendi?

Kur'an-ı Kerim'e baktığımız zaman, ayetlerde zaten bunu görüyoruz. Cenab-ı Allah, Kasas Suresi'nin 85. ayetinde buyuruyor ki: 

"Kur'an'ın tilavetini, tebliğini ve gereğince davranmayı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere (Mekke'ye) döndürecektir. De ki, "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir." 

Yine Fetih Suresi'nin 1. 2. ve 3. ayetinde buyuruyor ki: 

"Biz, muhakkak sana apaşikâr bir fetih yolu açtık. (Bu), geçmiş ve gelecek günahını, Allah'ın bağışlaması, senin üzerindeki nimetini tamamlaması, böylece seni doğru yola iletmesi içindir. Ve Allah'ın, sana çok şerefli bir muzafferiyetle yardım etmesi içindir"


HUDEYBİYE ANTLAŞMASI’NIN MADDELERİ
-Hicretin 6 yılında, Miladi 628'de Peygamber Efendimiz ile Mekkeli Müşrikler arasında imzalanan Hudeybiye antlaşmasının şartları nelerdir?

Hudeybiye, bir barış antlaşmasıydı. Hudeybiye köyüne yakın olduğu için bu isim verilmişti. İlk bakışta Müslümanların aleyhine gibi görünen Hudeybiye Barış Antlaşması'nın şartları şunlardır:

1- Müslümanlar o sene Kâbe'yi ziyaret etmeden Medine'ye dönecekler, bir yıl sonra ziyâret edebilecekler.

2- Müslümanlar Kâbe'yi ziyaret için geldiklerinde, Mekke'de üç günden fazla kalamayacaklar ve yanlarında birer kılıçtan başka silah bulundurmayacaklar.

3- Müslümanların Mekke'de bulunduğu günlerde, Kureyşliler Mekke dışına çıkacaklar.

4-Mekkelilerden Müslüman olan biri Medine'ye sığınırsa geri verilecek, fakat Müslümanlardan Mekkelilere sığınan olursa geri verilmeyecek.

5-Kureyş dışında kalan diğer kabileler, iki taraftan istediklerinin himâyesine girmekte ve anlaşma yapmakta serbest olacaklar. (Bu sırada Beni Bekr kabilesi Kureyşlilerle, Huzaalılar da Peygamber Efendimizle antlaşma yaptı.) 

6-Bu anlaşma on yıl geçerli olacak.

Bu anlaşma maddeleri görünüşte Müslümanların aleyhine gibi gözükmesine rağmen daha sonra ortaya çıkan şartlar gereği lehine dönmüştür. Ayrıca ortaya çıkan barış ortamında İslam yayılma fırsatı bulmuş ve Müslümanların sayısı daha da artmıştır.

HUDEYBİYE ANTLAŞMASININ ÖNEMİ
-Hudeybiye antlaşmasının önemi nedir?
Hudeybiye antlaşması ile Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler. Barış ortamının oluşması Müslümanlara zaman kazandırdı ve İslamiyet'e geçişi hızlandırdı. Mekke'nin fethi için ilk adımlar Hudeybiye'de atıldı.

ANTLAŞMAYI MEKKELİ MÜŞRİKLER BOZDU
-Hudeybiye’de şartların hepsi Müslümanların aleyhinde değil mi?

Zahirde bütün şartlar Müslümanların aleyhineydi, Müslümanlar o şartlara riayet ediyordu. Hatta biliyorsunuz şartları Hz. Ali yazarken, imza yerine Peygamber Efendimiz için “Allah’ın Resulu Muhammed” yazıyor. Ancak Müşriklerin temsilcisi itiraz ediyor ve: “Bu olamaz. Zaten senin peygamber olduğunu kabul etsek, Müslüman oluruz. Allah’ın Resulu ibaresini sil ve Abdullah’ın oğlu Muhammed yaz” diyor. Hz. Ali, “Ben bunu yapamam. Bu zillet” diyor. 

Peygamber Efendimiz orayı siliyor ve müşriklerin teklifini yazdırıyor. Sahabeler bile arka planı göremiyorlar. Zahire bakıyorlar. Antlaşma çok ağır şartlarla gerçekleşiyor. Neticede oradan dönüyorlar. Bir sene sonra kaza umresi yapıyorlar. O gerçekleşiyor. Bu antlaşma 10 senelikti ama daha 2 sene olmadan, Mekkeli müşrikler antlaşmayı bozacak işlere bulaşıyorlar. Antlaşmayı bozmaları Mekke’nin fethine sebep oluyor.  Bu antlaşma imzalanırken Fetih Suresi'nin ilk ayetleri nazil oldu. 

-Hudeybiye antlaşmasını ilk bozan taraf kim oldu? Müslümanlar mı, müşrikler mi?

Tabii ki Mekkeli müşrikler. Müşriklerin antlaşma yaptığı Beni Bekr kabilesi, Peygamber Efendimiz ile antlaşma yapan Huzaalılar kabilesine gece baskınıyla saldırdılar. Baskından kurtulmak isteyen Huzaalılar, Mekke'de Kabe'ye sığındılar. Ancak bunlardan 23 tanesi de Kabe'nin içinde öldürüldüler. Bu saldırı Peygamber Efendimize ulaştı. 

MEKKE'NİN FETHİNE HAZIRLIK
-Bunu haber alınca Peygamber Efendimiz ne yaptı? 

Hemen Mekke'nin fethi için hazırlıklara başladı. Müşrikler ricacı olarak, Mekke'nin reisi olan Ebu Süfyan'ı Peygamber Efendimize gönderdiler. Medine'de Ebu Süfyan'a kimse yüz vermedi. Ebu Süfyan, Peygamber Efendimizin ne yapacağını, Kureyş'e nasıl bir bedel ödeteceğini merak ediyordu. Peygamberimize:

"Ne yapacaksın? Kendi kabileni, Kureyş'i mi öldüreceksin?" diye sordu. Peygamber Efendimiz, Ebu Süfyan'a cevap vermedi. Diğer sahabeler de Ebu Süfyan'ı dinlemediler. Daha Ebu Süfyan Medine'de iken Peygamber Efendimiz 80 kişilik bir kuvveti, Mekke'ye doğru değil, Yemame mevkiine gönderdi. 

-Niçin böyle yaptı?
Mekkeli müşrikleri şaşırtmak için. Daha o birlik Medine'ye dönmeden, Peygamber Efendimiz ordusunu Mekke'nin fethi için hazırladı. Müthiş bir istihbarat sağlandı. Mekke'ye giden yollarda kuş uçurtulmuyordu. Ebu Süfyan ümitsiz ve perişan bir vaziyette Mekke'ye döndü. Peygamber Efendimiz Medine'de bulunmayan ancak Müslüman olan kabilelere de haber saldı. "Medine'de toplanmayın. Bu müşriklerin dikkatini çeker. Herkes haber aldığında, yolda İslam Ordusuna katılacak" 

Bu emri duyan kabileler de, Mekke'nin fethi için hazırdı.

-Mekkeli Müşrikler ne alemde?
Peygamber Efendimizin Yemame istikametine 80 kişilik bir kuvvet göndermesi, Ebu Süfyan'ı biraz olsun rahatlatmıştı. "Bunların düşmanı çok. Bize bir bedel ödetecekler ama şu anda değil" düşüncesindeydiler. Yine de içlerine bir kurt düştü. "Bir kontrol edelim" dediler. Kureyş eşrâfından Ebu Süfyan, Hakim İbn-i Hizâm, Büdeyl İbn-i Verka, Peygamber Efendimizin hareketine dair haber almak üzere Mekke dışına çıktılar. Peygamber Efendimiz Ramazan'ın 10'unda Medine'den yola çıkmıştı. 

MERÜZZEHRAN'DA BİNLERCE ATEŞ
-Peygamber Efendimiz ve ordusu nerede?

10 bin kişilik İslam Ordusu da Merrü'z-Zahran'a gelmiş, gece orada konakladılar. Peygamber Efendimiz, ordusuna, "Her Müslüman, birden fazla ateş yaksın" emrini verdi. Merrü'z-Zahran'da binlerce ateş yanıyordu. Bu ateşleri görünce Ebu Süfyan (hayret) ederek: 

"Bu ne çok ateş" dedi. Arkadaşı da, "Huzaa oğullarının ateşleridir" dedi. Ebu Süfyan; "Hayır, Huzaalerin ateşi bundan çok azdır" dedi.

HZ. ABBAS'IN,  EBU SÜFYAN'A TEBLİĞİ
Bu sırada Resulullah'ın muhâfızları, Ebu Süfyan ile arkadaşlarını yakalayarak Resulullah'ın huzuruna getirdiler. 

Yolda Peygamber Efendimizin amcası, Ebu Süfyan'a dedi ki; "Sen akıllı adamsın. Bu güçlü orduya karşı koyamazsın. Aklını kullan, Müslüman ol. Yoksa kavmini de kendini de helak edersin"

Ebu Süfyan, Hz. Abbas'ı dinledi. Peygamber Efendimizi de görünce İslamiyeti kabul etti. 

Peygamber Efendimiz, Merrü'z-Zahran'dan Mekke'ye hareket ederken amcası Abbas'a; "Sen Ebu Süfyan'ı al, ordunun geçeceği yolun dar bir yerine götür. Süvarilerin izdihamını, İslam ordusunun ihtişamını görsün" buyurdu. 

Abbas da öyle dar bir geçit yerine oturttu. Ordu harekete başlayınca İslam ordusu Resûlullah ile beraber, alay alay Ebu Süfyan'ın önünden geçmeğe başladılar: Önce bir alay (alay sancağı ile) geçti. Ebu Süfyan, Hz. Abbas'a, "Bu alay hangi kabiledir?" diye sordu. Abbas, "Gıfar kabilesidir" dedi. 

Ebû Süfyân, "Benimle Gıfâr arasında ne münâsebet ve adâvet var ki buraya kadar geliyor?" diye hayretini bildirdi. 

Sonra Cüheyne kabilesi (sancağı ile) geçti. Ebu Süfyan evvelki gibi sordu. Sonra Sa'd İbn-i Huzeym geçti. Bunu da öyle sordu. Sonra Süleym kabîlesi sancağıyla geçti.  Yine o suretle sordu. Nihayet Ebu Süfyan'ın ömründe eşini görmediği hamâset örneği bir kafile karşı geldi. 

Ebu Süfyan Abbâs'a; "Bu alay hangi kabiledir?" diye sordu. Abbâs, "Ensar'dır" dedi. 



PEYGAMBER EFENDİMİZİN MEKKE'YE GİRİŞİ
-Peygamber Efendimiz ve İslam Ordusu kaç koldan Mekke'ye girdi?
Pey­gam­be­ri­miz, Mekke’ye girmek için ordusunu dört kola ayırdı: 

Sağ kol... Kumandan, “Seyfullah” unvanının sahibi Hz. Hâ­lid bin Velid’di. Mekke’ye aşağı taraftan girecekti. Sol kol... Kumandan Hz. Zübeyr bin Avvam idi. Şehre yukarıdan, Küdâ deni­len mevkiden girecekti. Üçüncü kol Sa’d b. Ubâde kumandasındaydı ve ensar birliklerinden iba­retti. Seniyye tarafından şehre girecekti. Piyade birliklerinden meydana gelen dördüncü kola Ebû Ubeyde b. Cerrâh kumanda ediyordu. O da, Mekke’nin üst tarafından ilerleyecekti.

Peygamber Efendimiz, kumandanlara şu emri verdi; “Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çar­pış­maya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz!”Bu emirden bazı kimseler müstesna kılındı. Bunlar görüldükleri yerde, Kâ­be’nin örtüsü altına iltica etmiş olsalar dahi öldürüleceklerdi. 

-Görüldükleri yerde öldürüleceklerin isimleriini sayar mısınız?
Tabii sayarım: İkrime bin Ebî Cehl, Abdullah bin Sa’d bin Ebî Serh, Hab­bâr bin Es­ved bin Mut­tâlib, Hüveyris bin Nukayz, Mıkyes bin Su­bâbe el-Leysî, Abdullah Hilâl bin Hatal, Hind binti Utbe bin Rebîa, Şarkıcı Sâre, Ku­reyne ve Ernebe. 

-Bunların işledikleri suçlar ne idi?Öldürülmeleri gereken suçlar. İslamdan irtidat, İslam’a ve Müslümanlara aşırı düş­manlık, işkence, katl, Re­sû­lul­lah’ı ve Müslümanları küstahça hicvetme gibi affa sığmayacak suçlardı.

SA'D BİN UBADE: BUGÜN İNTİKAM GÜNÜDÜR


Ensar'ın başında Sa'd İbn-i Ubade bulunuyordu. Ensar'ın bayrağını taşıyordu. Sa'd İbn-i Ubâde, (Uhud ve Ahzâb baş komutanı) Ebu Süfyan'ın önünden geçerken: 

"Ey Ebu Süfyan, bugün Melhame (en büyük harb ve kıtal) günüdür. Bugün Kabe'de kan dökmenin helal kılındığı bir gündür" dedi. Bu hitabtan korkan Ebu Süfyan, Abbas'a; "Ey Abbas, bugün senin Kâbe'yi ve Mekke halkını ve beni himâye edeceğin güzel bir gündür" dedi. Sonra bir alay daha geldi. Bu alay Resulullah'ın alayı idi. Bu alayda, Resulullah, Muhâcir ve Ensar'dan bir kısım Ashabı bulunuyordu. 

Resulullah'ın sancağını da Zübeyr İbni'l-Avvam tutuyordu. Resulullah, Ebu Süfyan'ın önünden geçerken, Ebu Süfyan; "Ey Allah'ın Resulü, Sa'd İbn-i Ubade'nin ne söylediğini duydunuz mu?" dedi.

BUGÜN KABE'NİN TEVHİD LİBASIYLA KİSVELENECEĞİ GÜNDÜR
Resulullah "Sa'd ne söyledi?" diye sordu. Ebu Süfyan: "Şöyle şöyle söyledi" diye Sa'd İbn-i Ubade'nin sözlerini haber verdi. 

Resulullah; "Sa'd yanlış söylemiştir. Bugün Allah'ın (ezan sesleriyle) Kabe'nin şanını ilan edeceği bir gündür. Bugün Kabe'nin Tevhid libasiyle kisveleneceği bir gündür"buyurdu. Sa'd bin Ubade'deki alay sancağını, onun oğlu Sa'd bin Ubade'ye vermesini istedi. 

SİLAH KULLANMAYAN HERKES EMNİYETTE
-Peygamber Efendimiz, niçin böyle yaptı?

Bir yandan kan dökülmesini önlemek, öte yandan oğlunu Alay kumandanı yaparak Sa'd bin Ubade'yi de onore etmek için. Peygamber Efendimiz Kusva isimli devesinin üzerinde, etrafında tekbir sesleri göklere yükseliyordu. Resulullah'ın alayı ve İslam ordusu bu suretle yürüdü. Bu esnada Ebu Süfyan yine Peygamberimize dedi ki:

"-Ey Allah'ın Resulü, Mekke'de kendi kabilenden insanları mı öldüreceksin? Bu gidiş niye?

-Peygamber Efendimiz ne dedi?
"Biz Mekke'ye kan akıtmaya değil, Kabe'de Allah'ın ismi geçen ezan okutmak için geliyoruz. Ordumuza karşı çıkan olmazsa kimsenin burnu kanamayacak. Kabe'ye sığınanlar, emniyettedir. Ebu Süfyan'ın evine sığınanlar emniyettedir. Silah kullanmayan herkes emniyettedir." 

3 MÜSLÜMAN ŞEHİT EDİLDİ, 23 SALDIRGAN ÖLDÜRÜLDÜ
-Mekke'nin Fethi'nde hiç kan dökülmedi mi? 

Maalesef bunu bir işgal olarak gören Mekkeli Müşriklerden bir grup Halid İbni Velid'in kumandasında Mekke'ye giren İslam ordusuna saldırdılar. Hatta bu sırada 2 veya 3 Müslüman'ı şehid ettiler. Müslümanlar kendilerini savunmak için bir rivayete 12, bir rivayete göre 23 Mekkeli müşriki öldürdüler. Yani koskoca fetih hareketinin bilançosu budur. O da saldırıyı başlatan müşriklerdi. Böylece fetih müyesser oluyor. 

KUSVA'NIN ÜSTÜNDE, ŞÜKÜR SECDESİNDE FETİH SURESİNİ OKUYOR
-Peygamber Efendimiz, Mekke'ye nasıl giriyor? Muzaffer bir kumandan edasıyla mı? 

Hayır, hayır. Kusva isimli devesinin üzerinde, sakalları devenin hörgücüne değecek şekilde, şükür secdesinde, Fetih Suresi'ni okuyarak giriyor. İşte Fetih Suresi'nin ayetlerinde Cenab-ı Allah'ın müjdelediği fetih o anda gerçekleşiyor. O gerçekleştiği için Peygamber Efendimiz de sevincini o ayetleri okuyarak ifade ediyor. Rabbimizin verdiği müjdenin gerçekleşmesine şükrediyor. 

KABE'Yİ TAVAF  VE ENSARIN İÇİNDEN GEÇEN DÜŞÜNCELER
-Peygamber Efendimiz ve ashabı, Kabe'yi nasıl tavaf etti? O anda neler yaşandı?

Çok güzel bir soru. Neler yaşanmadı ki? Peygamber Efendimiz, binlerce sahabe arasında devesi Kus­vâ’­nın üzerinde Kâbe’yi tavafa başladı. Peşini ashab-ı kiram takip etti. Tavafın her şavtında, ellerin­deki değnekle Ha­ce­rü’l-Esved’e işaret ederek onu selamlıyordu. Tavafın yedinci şavtından sonra Kusvâ’dan indi. Makam-ı İbrahim’e varıp orada iki rekât namaz kıldı. Sonra da zemzem kuyusuna vararak ondan hem su içti, hem de abdest aldı. Bunu Safâ tepesine çıkışları takip etti. Oradan etrafa baktı ve ken­­­disine bu muazzam günü gösteren Yüce Allah’a bir kere daha minnet ve şükranlarını takdim etti.

Bu sırada Medineli Müslümanlardan bazılarının iç âleminde bir endişe uyandı. Bu endişeyi,“Cenab-ı Hak, Resûlüne yurdunun fethini nasip etti. Ar­tık burada oturur kalırlar mı dersiniz?” diyerek izhar ettiler. Duasını bitiren Fahr-i Âlem Efendimiz, ne konuştuklarını sordu. Onlar, “Bir şey yok yâ Re­sû­lal­lah!” dediler.

Sorusunu birkaç sefer tekrarlayıp aynı cevabı alan Peygamber Efendimize, o sırada vahiyle ensarın konuştukları haber verildi. Bunun üzerine, “Ben, sizin söylediğiniz şeyden Allah’a sığınırım! Bilin ki be­nim hayatım sizin hayatınızla, ölümüm de sizin ölümünüzledir!” diye bu­yur­dular.

Bu hitap karşısında ensar gözyaşları arasında Fahr-i Kâinat’ın çevresinde toplanıp gönlünü almaya çalıştılar “Vallahi biz bunları, Allah ve Resûlüne olan muhabbetimizden dolayı söylemiştik, başka bir maksatla değil!" dediler.

ZAFERİN ALLAH'TAN GELDİĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ
-Buradan biz Müslümanlar olarak hangi dersi çıkarmalıyız?

Zaferin Allah'tan geldiğini asla unutmamalıyız. Allah yardım ederse Fetih müyesser olur. Mesela bu Nasr suresinde; "İza câe Nasrullahi vel Fethu= Allah'ın yardımı geldiği zaman Fetih olur" buyuruluyor. Demek ki önce Allah'ın yardımı şart. Şimdi bakın Mekke'nin fatihleri Huneyn'e gittiler.

HUNEYN'DEN ALINACAK DERSLER
-Huneyn'den alınacak dersler nedir? Ne oldu Huneyn'de?


Cenab-ı Allah buyuruyor ki:  "Allah size Huneyn'de de yardım etmişti. Ancak sayıca çokluğunuz sizi böbürlendirdi. Zaferin Allah'dan geldiğini bir an unuttunuz ve sayıca çokluğunuzdan böbürlendiniz. Önümüze kimse çıkamaz dediniz. Sayıca çokluğunuz size fayda vermedi. Yeryüzü olanca genişliğine rağmen size dar geldi. Canınızı kurtarmak için kaçacak delik aradınız. Sonra Allah içinize bir sakinlik verdi, görünmez ordularını yardımınıza gönderdi de, kaybedilmiş bir savaş (Uhud'un tam tersi) zafere dönüştü."
Uhud savaşında kazanılmışken, dünyalıklar araya girdi. Peygamber Efendimizin emrine itaatsizlik sonrası kazanılmış zafer, mağlup olunan savaş haline geldi. Bu her devir için, her zaman ve herkes için geçerlidir. Allah'ın yardımını unutarak, sayımızın çokluğuna güvenerek bir yere varamayız. Bizim vazifemiz, zafer için çalışmaktır, zaferin Allah'ın yardımıyla geldiğini unutmamaktır. Mekke'nin fethi de Allah'ın yardımıyla gerçekleşti. 

-Nasr Suresi'nde de fetihten bahsediliyor.
Evet. Bismillahirrahmanirrahim. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla: 1- İzacae nasrullahi vel fethu= Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde 2-Vereeytennase yedhuluvne fidiynillahi efvaca = Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde,  3-Fesebbih, bihamdi Rabbike vestağfir hu, innehu kane Tevvaba=Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir." 

Şimdi bu surenin bir hikayesi daha var. Onu anlatayım mı?

-Buyurun anlatın. Sizi dinliyoruz.
Hz. Ömer Halife olduğunda yaşlı sahabelerden oluşah istişare heyetine bir de Peygamberimizin amcası Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah'ı almış. Abdullah daha genç, çocuk yaşta. Diğer sahabeler onu kıskanmışlar. "Bu çocuğun aramızda ne işi var?" diye Hz. Ömer'e sormuşlar. 

Adaletin timsali Hattab'ın oğlu Ömer, Bedir ve Uhud savaşına katılmış yaşlı sahabelere Nasr Suresi'nden ne anlıyorsunuz?" diye sormuş. Onlar da fethin müjdelendiğini söylemişler. Hz. Ömer bir de Abdullah'a sormuş, "Sen ne anlıyorsun?"

Abdullah "Allah'ın Resulü'nun görevlerini tamamladığını ve bu dünyadan ahirete göçeceğinin haber verildiğini anlıyorum" demiş.

Hz. Ömer de, "Ben de aynı şeyi anlıyorum" demiş. 

PEYGAMBERİMİZİN KABE'YE GİRİŞİ VE KABE'NİN ANAHTARI MESELESİ
-Peygamber Efendimiz Kabe'ye nasıl girdi? Kabe'nin anahtarı kimdeydi?
Fetihten sonra Hz. Ali, Kabe'nin anahtarını Osman bin Talha'dan almış, Peygamber Efendimize vermişti. Fakat Peygamber Efendimiz bize de ders olsun diye,  Osman bin Talha'yı çağırdı, Kabe'nin anahtarını ona verdi ve kapıyı onun açmasını emretti. Osman bin Talha, henüz Müslüman olmamıştı. Kabe'nin kapısını Osman bin Talha açtı.

-Peygamberimiz Kabe'nin anahtarını niçin Hz. Ali'den alıp, Osman bin Talha'ya veriyor?
Hz. Ali zaten Müslüman. Aşere-i Mübeşşere'den (Daha hayatta iken cennetle müjdelenmiş 10 kişiden biri) Peygamberimiz insanların gönlünü fethetmek istiyor. Onun için Kabe'nin kapısını Osman bin Talha'ya açtırıyor. 

-O sırada Peygamber Efendimizin yanında kimler var?
Hz. Ali, Hz. Bilâl, Üsame bin Zeyd ve Osman bin Talha (r.a.) olduğu halde Kâbe’ye girdi. 

KABE'NİN PUTLARIN TEMİZLENMESİ
-Fetih günü Kabe'deki putlar nasıl temizlendi?

Peygamber Efendimiz Fetih günü Harem-i Şerîfe girdi. Halbuki Kabe'nin etrâfında ibâdet için dikilmiş ve kurşunla tahkim edilmiş üç yüz altmış put vardı. Peygamber Efendimiz elindeki değnekle bunlara dürtüyor ve şöyle diyordu: "Ve Kul ca el Hakkü ve zahakel Batıl, innel batıla kane zehüvka=Hak geldi, bâtıl gitti, helak oldu. Hak geldi, halbuki ölen bâtıl ne îcâda, ne de öleni diriltmeye muktedir değildir, yok olmaya mahkumdur"

BİLAL- İ HABEŞİ'NİN KABE'NİN DAMINDA EZAN OKUMASI
-Bilal-i Habeşi'nin Kabe'nin damında ezan okumasını anlatır mısınız?
Öğle namazı vakti girmişti. Peygamber Efendimizin emriyle Hz. Bilâl, Kâbe’­nin üzerine çıkarak ezan okumaya başladı. İmanlı gönüllerde sevinç ve canlılık, imansız gönüllerde ise üzüntü ve yıkı­lış vardı. Seneler önce boynuna ip takıp sokak sokak dolaştırdıkları, akla gel­me­dik eziyet ve işkencelere maruz bıraktıkları köle Hz. Bilâl, şimdi Kâbe’­nin üze­rinde gür sesiyle şirk ehlini çatlatırcasına tevhidi ilan ediyordu. Onunla be­ra­ber adeta dağ taş da “tev­hid-i İlâ­hi”yi kendilerine mahsus dillerle haykırı­yor­lardı. Bu müstesna manzara karşısında azılı müşrikler kahroluyorlardı. 

O sırada Ku­reyş reislerinden Ebû Süfyan, Attâb b. Esîd ve Haris İbni Hişam, aralarında konuştular. Attab, “Pederim Esid bahtiyar idi ki bu günü görmedi!” dedi. Haris, “Muhammed, bu siyah kargadan başka adam bulamadı mı ki müez­zin yapsın?” diye konuşarak; Hz. Bilâl-i Habeşî'den tahkirle söz etti.

Ebû Süfyan ise, ağzından tek kelime kaçırmadı ve “Ben korkarım, bir şey demeyeceğim! Kimse olmasa bile, şu ayağımızın al­tındaki kumlar ve taşlar ona haber verir; o da bilir!” diye konuştu. Gerçekten de, az sonra Peygamber Efendimiz onlarla karşılaştı ve ko­nuştuklarını harfiyyen söyledi. O vakit, Attab ve Haris, şehâdet getirip Müs­lüman oldular.

Ebû Süfyan ise, “Yâ Re­sû­lal­lah! İyi ki ben bir şey söylemedim!” de­di.

Peygamber Efendimiz bu söze tebessüm buyurdu.

FETİH HUTBESİ'NİN OKUNMASI
-Fetih'ten sonra Peygamber Efendimiz hutbe okudu mu?
Evet, Peygamber Efendimiz, Kâbe-i Muazzama’nın kapısında durdu. Mübarek yüzünde beliren tatlı tebessümleriyle halka bakıyordu. Allah’a hamd ve senâ­dan sonra şu kısa hutbeyi okudu

“Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır; O’nun şeriki yoktur. O, vaadini yerine getirdi; kuluna yardım etti, (aleyhinde) toplanan düş­manları tek başına perişan etti. Bilmelisiniz ki câhiliyye devrine âit olup, iftihar vesilesi yapılıp gelinen her şey, kan, mal davaları... Bunların hepsi bugün, şu ayaklarımın altında kal­mış, ortadan kaldırılmıştır. Bütün insanlar Âdem’den (a.s.), Âdem de topraktan yaratılmıştır."
Hucurat Suresi'nin 78. ayetini okudu ve açıkladı:

“Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva’dan) yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasanız. Biliniz ki Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır (şeref, soy, sop ve ne­seb­ce en üst olanınız değildir). Şüphe yok ki Allah Alîm’­dir [her şeyi bilen­dir], Habîr’dir [her şeyden haberdardır]!” 

GENEL AF NE ZAMAN İLAN EDİLDİ?
-Mekke'nin Fethi'nden sonra "Genel Af" ne zaman ilan edildi?
Peygamber Efendimiz, bu hitabesinden sonra, halka; “Ey Ku­reyş toplu­luğu! Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı tahmin edersiniz?” diye sordu.Ku­reyş topluluğu; “Sen, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyi­lik sahibi bir kardeş oğlusun! Ancak bize hayır ve iyilik yapacağına inanırız” dediler.Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu; “Benim halimle sizin haliniz, Yusuf’un (a.s.) kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf’un (a.s.) kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum: ‘Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir!’ (Yusuf, 92).

“Gidiniz, sizler serbestsiniz!”
Affedişlerin en makbulü muktedirken affetmek, iyiliklerin en güzeli ise kö­tülüklere karşı yapılandır. Merhametlerin en üstünü kendisine acımayanlara acımak, şefkat etmek ve merhamette bulunmaktır. İşte, Kâinatın Efendisi bunu yapıyordu! Çünkü o, Cenab-ı Hak’tan Araf Suresi 199. ayette dersini şöyle almıştı:

“Affı (öne) al, iyilikle emret ve câhillerden yüz çevir!”
O anda Ku­reyşliler boynu bükük, elleri yanlarına düşmüş bir vaziyette Hz. Re­sû­lul­lah’ın huzurunda bekliyorlardı. İsteseydi, tek ferdi kalmamak üzere hepsini, geçmişte yaptıkları zulüm, kötülük ve eziyetlerden dolayı kılıçtan ge­çirebilirdi yahut hepsine köle muamelesinde bulunabilirdi; bunun yanında, mallarına mülklerine el koyup, onları yurtlarından da sürgün edebilirdi! 

Ama, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efen­dimiz, sözü edilen davranışların hiçbirine teşebbüs etmedi. Zira, onun tek gayesi, gö­nüllerde İlâhî meşalenin yakılmasıydı. Bu müstesna davranışıyla da bu ulvî gayesine en büyük hizmeti ifa etti. Onun böylesine mer­hametli davranışı, affe­diciliği, âlicenablığı karşısında bütün Ku­reyş kin ve düşmanlık duygularını terk ederek, İslam’­ın tertemiz saadet deryasına kavuştu.

Tarih, böylesine muazzam ruhî ve fikrî inkılâba ilk defa şahit oluyordu.

EN AZILI İSLAM DÜŞMANLARININ  AFFEDİLİŞİ VE MÜSLÜMAN OLUŞLARI
-Görüldükleri yerde öldürülmeleri emredilen İslam düşmanları  da affedildi mi?

İslam’ın amansız düşmanlarından, Ebû Süfyan’ın karısı Utbe kızı Hind’in af­fedilmesi, nerede görülürlerse görülsünler öldürülecekler listesine alınanlar için bir ümit kapısı açtı. Vakit geçirmeden onlar da bu ümit kapısından girerek İslamiyetle şereflendiler, Peygamber Efendimizin geniş affına uğradılar. İkrime bin Ebu Cehil, Abdullah bin Ebî Sarh (irtidat etmişti), Safvan bin Ümeyye, Süheyl bin Amr, Hz. Hamza’nın katili Vahşî, Şâir Abdullah bin Zebarî, Hâris bin Hişam, Enes bin Züneym bunlar arasında yer alıyorlardı. 

-Dünya tarihinde acaba, en amansız düşmanlarına karşı böylesine lütufkâr ve merhametli davranıp onları affeden, onlara kalbinde yer verip safına alan bir başka şahsiyete rastlanabilir mi?

Zannetmiyorum. Bunu ancak ve ancak alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz yapabilirdi. Çünkü o sadece Kabe'yi değil, insanların kalbini fethediyordu. Nitekim İkrime bin Ebu Cehil iyi bir Müslüman oldu, İslam ordusuna katıldı. Büyük kahramanlıklar gösterdi. 

BİR ADALET ÖRNEĞİ: HIRSIZLIK EDEN SOYLU KADININ ELİNİN KESİLMESİ
-Mekke fethedildikten sonra soylu bir kadının elinin kesilmesi hadisesi nasıl oldu?

Peygamber Efendimiz henüz bu mübarek beldeden ayrıl­mamıştı. Her nasılsa, Mahzumoğulları kabilesinden Fâtıma bint-i Esved adındaki ka­dın, bir hırsızlık yapmıştı. Kadın, itibarlı, soylu biriydi ve Ku­reyş yanında da hatırı sayılıyordu. Haliyle, Pey­gam­be­ri­miz durumdan haberdar oldu. Hırsızlıkta bulunanın elinin kesileceğini herkes biliyordu. Ama düşünüyorlar ve birbirlerine soru­yorlardı, “Yüksek mev­kiye sahip bu kadının eli nasıl kesilebilir?”

Aile halkı, Fâtıma’nın elini kesmeden kurtarmak için bir ümit ışığı arıyor­lardı; birinin, Peygamberimiz katında şefaatçi olmasını istiyorlardı. Ne var ki kimse buna cesaret edemiyor­du. Sonunda, Üsame bin Zeyd Hazretleri bu vazifeyi üzerine aldı. Üsa­me, Pey­gam­­be­ri­miz tarafından fazlasıyla sevilen bir sahabe idi. Bu sevgiye güvenmiş ola­cak ki, bu görevi üzerine almaya yanaşmıştı. 

Hz. Üsame kadının affedilmesini dileyince, Peygamber  Efen­dimizin rengi birden değişti; “Sen, kötülüğün önüne geçmek için Allah’ın koymuş olduğu cezalardan bir ce­zanın affedilmesi hakkında mı benimle konuşuyorsun?” diye buyurdu. Hz. Üsame, üzgün bir eda içinde, “Yâ Re­sû­lal­lah! Bu uy­gun olmayan hare­ke­timden dolayı Allah’tan affım için dua et!” dedi.

Hz. Üsame’ye dersini veren Peygamber Efendimiz, akşam olun­ca da aya­ğa kalktı ve Allah’a hamd ve senâda bulunduktan sonra halka dersini şöyle verdi; “Sizden evvelkileri şu davranışları mahvetmiştir: Onlar, asil soylu birisi hırsızlık ettiği zaman onu serbest bırakırlardı; zayıf güçsüz birisi hırsızlık edince de ona hemen ceza verirlerdi. Muhammed’in varlığı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Fâtıma bint-i Muhammed, hırsızlık edecek olsaydı, muhakkak onun da elini keser­dim!” 

Bundan sonra, kadının elinin kesilmesini emretti. Kadının eli kesildi.



EMRULLAH HATİPOĞLU KİMDİR
1945’te Trabzon'un Of ilçesinde doğdu. 9 yaşında babasının yardımlarıyla hafız oldu. Biraz para verdikten sonra alınan ilkokul diplomasıyla 1960 ihtilal senesinde Ankara İmam-Hatip Okulunda okullu oldu. İlk defa okula orada gitmiş oldu. 68-72 yılları arasında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. 1975'te İstanbul Üniversitesi'nde Arap-Fars Edebiyatı okudu. 

Beylerbeyi'nde Hamid-i Evvel camiinde Halil Efendi diye bir zata vekaleten imamlık görevi aldı. Daha evvel, 66 yılında da altı aylık bir denemesi olmuştu. O zamandan beri İstanbul'da. Son 33 yılı Sultanahmet camiinde olmak üzere 44 yıl imamlık yaptı. Teşvikiye camiinde imamlık yaparken kısa dönem askerlik yaptı.  

1978 yılının Temmuz ayında Sultanahmet camiine imam olarak atandı. Geçen sene bu görevinden emekli oldu. Ancak imamlık görevini ve hatiplik görevini halen sürdürüyor.

Daha fazlası »

2014 Sigara Fiyatları


Yeni zamlarla birlikte 2014 Sigara fiyatları belli oldu. Yeni yıl sigara zammı 2014 tiryakilere kötü haber yine geldi sigara fiyatları 2014yılında yine zamlandı. Peki yeni sigara fiyatları2014 ne kadar, işte zamlı sigara fiyatlarılistesi 2014
Ne kadar zam yapılırsa yapılsın tiryakileri içinvazgeçilmez olan sigara fiyatları 2014 listesi sigara paketi kaç lira oldu 2014 sigara fiyatıyeni zamlı tarife 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giriyor.
Bakanlar Kurulu, tütün mamullerindeuygulanan ÖTV’de de artışa gitti. Buna göre, paket başına asgari maktu vergi 3,22 liradan 3,75 liraya, TL’ye, paket başına maktu vergi de 9,22 kuruştan 13 kuruşa çıkarıldı.

Yeni zamlarla en düşük sigaranın fiyatı 5 liradan 6 liraya çıkacak.

Yüksek fiyatlı sigaraların fiyatı da 50 kuruş artacak. böylece ucuz sigara yüzde 20 zamlanırken, pahalı sigaralarda zam oranı yüzde 5 olacak.
Maliye Bakanlığı, sigara şirketlerinin ’fiyat indirimi’ oyununu bugün Resmi Gazete’de yayımlananyeni vergi düzenlemesiyle bozdu. Sigara şirketleri pazardan daha fazla pay kapma yarışınagirerek, Kasım ayında fiyatlarında ’olağanüstü’ indirimler yapmışlardı. 50 kuruş ile 2 lira arasında değişen miktarlarda yapılan indirimlerle en düşük sigara fiyatı 5 liraya kadar düşmüştü.
Sigara fiyatlarındaki bu indirim vergi gelirlerinde düşüşe neden olurken, şirketlerin bu hamlesine karşın Maliye Bakanlığı’nın ne yapacağı merak ediliyordu. İşte Maliye Bakanlığı’nın önerisiyle bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, sigarada paket başına alınan maktu vergi miktarı, 4 kuruşluk zamla 9 kuruştan 13 kuruşa yükseltildi. Asgari maktu vergi isepaket başına 3.22 liradan 3.75 liraya çıktı.
Sektör yetkilileri, bugünkü kararla birlikte sigaralar üzerindeki vergi yükünün artacağına dikkat çekerken, piyasada 6 liranın altında sigara kalmayacağını vurguladılar. Kasım ayında 6 ila 6.75 liradan satılan sigaraların fiyatının 5 ila 5.5 liraya indiğini anımsatan yetkililer, Maliye’nin bugünkü kararla bu indirimlerin önüne geçmiş olduğuna dikkat çektiler.
Bugünkü kararla, yüksek gruptaki sigaralarda da fiyatların yaklaşık 50 kuruş artacağını belirtenyetkililer, “Paket başına alınan maktu vergideki 4 kuruşluk artışın fiyata yansıması 40 kuruşcivarında oluyor ancak bayi payı ile birlikte bunun 50 kuruş olarak yansıması beklenir. Tabii üst grupta şirketler bu artışı kendileri üstlenmek isterse fiyatına yansıtmaz ya da daha az yansıtabilirler” dediler. Yeni artışla birlikte 10 liralık sigaranın fiyatının 10.5 liraya çıkması bekleniyor.

İŞTE LİSTE BENCE İÇMEYİN ARKADAŞLAR :)
PAKET FİYATI
MARLBORO Uzun/Kısa9,00 TL
MARLBORO Blue Ice9,00 TL
MARLBORO Red One9,00 TL
PARLIAMENT Uzun/Kısa9,50 TL
PARLIAMENT Slims9,50 TL
PARLIAMENT Reserve9,50 TL
MURATTI Kısa7,50 TL
CHESTERFIELD Kısa8,00 TL
L&M Uzun /Kısa6,50 TL
L&M Blue Kısa6,50 TL
LARK Uzun/Kısa/Slims6,50 TL
LARK Blue Uzun / Kısa / Slims6,50 TL
BOND STREET 1847 Uzun /Kısa6,00 TL
BOND STREET 1847 Slims6,00 TL

Daha fazlası »

İstanbul - İzmit Arası Artık 22 Dakika!


İlk deniz uçağı seferini gerçekleştirecek olan Seabird Havayolları’na ait deniz uçağı, saat 08.00’de Haliç’dten kalkıp İzmit’e Seka Park önündeki sahile ginip burada yaptırılan terminal iskeleye yanaşacak. 22 dakikada İzmit’te olacak uçak buradan ilk yolcularını alıp yeniden Haliç’e hareket edecek.

Seabird Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kürşad Arusan, Haliç uçuşlarının Türk havacılığı ve deniz-kara entegre hava ulaşımında, Bursa-Haliç projesinden sonra önemli bir diğer model olacağını söyledi. Arusan, şöyle dedi:

"Geçtiğimiz aylarda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun davetiyle İzmit’e uçtuk. Demo seferimizi yaptık. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi deniz-hava taşımacılığına önem veren bir belediye ve onların bize vermiş olduğu altyapı desteği ile çalışmalarımızı tamamladık."

2.5 SAATTEN 22 DAKİKAYA
Seabird Havayolları, yarın sabah başlayacağı deniz uçağı seferleri ile Kocaeli’yi İstanbul’a bağlayacak. Yoğun trafikte karayolu ile yaklaşık 2.5 saatte yapılan yolculuk, deniz uçağı ile sadece 22 dakika sürecek. Deniz uçakları, bu noktalar arasında seyahat eden sanayici ve işadamları ile diğer tüm yolcuların zamandan tasarruf etmelerini sağlayacak.

BİLET FİYATLARI
Uçuşlar ilk olarak hafta içi her gün sabah ve akşam iki sefer halinde yapılacak. Talep üzerine hafta sonu uçuşları da gerçekleştirilecek. Her biri 18 yolcu kapasiteli 4 uçakla yapılacak uçuşlar için 97, 117 ve 157 lira olmak üzere 3 ayrı bilet tarifesi uygulanacak. Bilet satışları havayolu şirketinin www.flyseabird.com internet adresi üzerinden yapılabilecek. Uçaklar kalkışlarını Sekapark alanı içerisinde yapılan terminalden gerçekleştirecek.

Fiyatlar is şu an 97 ile 157 TL arasında değişiyor.

Daha fazlası »

Kıvanç Tatlıtuğ'un Kurt Seyt&Shura Dizisinden İlk Fragman






Nermin Bezmen'in aynı adlı romanından uyarlanacak olan 'Kurt Seyid ve Şura' dizisi Mart ayında Star TV ekranlarında başlayacak.

Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ile Farah Zeynep Abdullah'ın rol alacağı diziyi Ay Yapım hazırlıyor. Yönetmen koltuğunda Hilal Saral'ın dizinin senaryosunu ise şu sıralar 'Medcezir' dizisini de yazan Ece Yörenç yapacak.



Dizinin konusu ise şu şekilde;
Kıvanç Tatlıtuğ’un hayat vereceği Kurt Seyt Eminof, Kırımlı bir Türk ailenin oğludur. Babası gibi Rus İmparatorluğu ordusunda, muhafız alayında görev yapan onurlu, lider ruhlu, başarılı bir subaydır. Çocukluğundan beri asker olarak yetiştirilen Kurt Seyt, babası gibi askeri görevini tamamladıktan sonra aile topraklarında bir hayat kurmayı hayal etmektedir. Kendisi gibi asker olan yakın arkadaşlarına ölesiye sadık, adalet duygusu çok gelişmiş ayrıca sıcak, şefkatli ve çapkın bir erkek olan Kurt Seyit’in kaderi Shura’yla tanışması, ardından Rusya’daki devrimle tamamen değişir. Shura’yla olan ilişkisi onun içinde bulunduğu tehlikeyi daha da büyütür. Kurt Seyt’in aşkı, ailesi için mücadelesi onu çok çalkantılı bir serüvenle İstanbul’a doğru yola çıkaracaktır.

Farah Zeynep Abdullah’ın canlandıracağı Shura, zengin ve asil bir Rus ailesinin güzeller güzeli kızıdır. Shura, Petrograd’da ilk kez sosyeteye takdim edildiği baloda Kurt Seyt’le tanışır ve ona ilk anda aşık olur. Bu aşk her türlü engele, entrikaya rağmen güçlenerek büyürken, çeşitli zorluklarla da sınanır... Şura, Kurt Seyt’in elini tuttuğu ilk günden itibaren büyümeye başlar, küçük bir kızken şahane bir kadına dönüşür. Kurt Seyt’le yaşayacağı serüven, hayatının anlamını değiştirir. Bu fırtınalı aşk onu, heyecan dolu bir maceraya sürükleyecektir.

Daha fazlası »

2014'ün İlk 2013'ün Son Bebeği

Bursa Zübeyde Hanım Doğumevinde 2013 yılında doğan son Bebek ile 2014 yılının ilk bebeği bir araya geldi. 2013 yılının son dakikalarında dünyaya gelen Aydın ve Sevda Demir çiftinin 3 kilo 530 gram ağırlığında erkek bebekleri dünyaya geldi. Hastanenin güvenlik görevlisi tarafından hastane içinde ve kantinde bebeğin babası doğumdan haberdar edilmek için arandı fakat babanın eve gittiği öğrenildi.
Yeni yılın ilk bebeği ise Serkan ve Gülşen Atasu çiftinin 'Muzaffer' bebekleri oldu. Çocuğunu gören Baba Serkan Atasu'nun heycanlı olduğu gözlenirken çocuğunun ismini Muzaffer koyacağı öğrenildi.
Yılın ilk bebeği siyasetçileri de buluşturdu. Ak Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ve Hüseyin Şahin, Ak Parti İl Başkan Vekili Cemalettin Torun, CHP Milletvekili Sena Kaleli, CHP İl Başkanı Metin Çelik ve CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necati Şahin de yeni yılın ilk bebeğini karşılayanlar arasındaydı.Baba Serkan Atasu'yu tebrik eden siyasetçiler, yeni yılın ilk bebeğini sevdi. İlk bebeklere altın takan siyasetçiler, yeni yılın Türkiye için hayırlı olması için temennide bulundu. Baba Serkan Atasu, Çok mutluyum ve heyecanlıyım. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Benim için çok önemli bir gün dedi.
Daha fazlası »

Mutlulukla ..2014

Aşk Dolu Bir Yıl Geçirmeniz Dileğiyle ..


Daha fazlası »

Altın Piyasası

Canlı Maç Sonuçları