Hosgeldiniz

fizik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kuantum ışınlanma rekoru kırıldı! Peki sırada ne var?


Uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip, Kanarya Adaları'ndan La Palma ve Tenerife arasında bir kuantum bitini (qubit) tam 143 km'lik uzaklığa ışınlamayı başardı. Dikkate değer olan bu uzaklık aynı zamanda alçak yörünge uydularının dünyaya olan uzaklığına eşit. Yani başka bir deyişle artık teorik olarak uydu tabanlı bir kuantum iletişim ağının kurulmaması için hiç bir sebep kalmadı.

 Işınlanma denildiğinde aklınıza hemen Star Trek ve Chocolate Factory'deki ışınlanma sahneleri gelmesin. Fakat konsept hemen hemen aynı. Temel olarak bilim adamları La Palma'da bazı fotonları yoğunlaştırarak çok güçlü bir lazer yardımıyla bu fotonlardan birini Tenerife'deki alıcıya gönderiyor. Daha sonra bu ilk fotonun kuantum seviyesi değiştiğinde, ikinci fotonun kuantum seviyesi de 143 km uzakta olmasına rağmen herhangi bir gecikme olmaksızın ışıktan daha hızlı bir şekilde değişiyor. Yani burada fiziksel bir maddenin ışınlanmasından değil, maddelerin kuantum seviyelerinin transferinden bahsediyoruz.

Peki bu rekorun bize ne faydası olacak?

Bununla ilgili en basit uygulama kuantum kriptografi. Kuantum mekaniği kanunlarına göre kriptografik bir anahtarı güvenli bir şekilde transfer etmenin en iyi yolu bir çift yoğunlaştırılmış foton kanalı olarak kabul ediliyor. Bu şekilde yapılan bir transferin herhangi birisi tarafından izlenmesi fiziksel olarak imkansız oluyor. Bu özellikleriyle uydu tabanlı kuantum iletişim ağı, devletlerin yüksek güvenlikli iletişim sırasında kullanmak isteyecekleri bir teknoloji gibi görünüyor.  Ayrıca bu kuantum iletişim ağı uzun vadede kuantum bilgisayarlar tarafından oluşturulacak ana internet omurgasının altyapısını sağlayabilir.


Teorik olarak kuantum ağına bağlı olan her işlemci ya da bilgisayar yoğunlaştırılmış fotonlar aracılığıyla bu ağdaki diğer tüm bilgisayarlara anında bağlanabilir. Bir sonraki aşama ise ışınlanan qubitleri alabilen ve iletebilen bir uydu fırlatmak olabilir. Bu tabi ki kolay bir işlem değil ve büyük ihtimalle önümüzdeki bir kaç yılda olamayacak, fakat buna rağmen teknolojilerimiz hızla ilerliyor. Sadece iki yıl önce Çinli araştırma ekibinin kuantum ışınlanmasında kırdığı rekor 16 km iken, bu yılın ilk çeyreğinde kendi rekorlarını kırarak fotonları 97 km uzağa ışınlamışlardı. Ve şimdi bir kaç ay sonra bu rekor 143 km'ye taşındı. Gelişmeler bu hızda devam ederse belkide yazıda bahsettiğimiz şeylere çok da uzak değiliz, ne dersiniz?

Daha fazlası »

Spektrum Renklerini Okumak


Daha önce bilim insanlarının bize çok çok uzaktaki yıldızların yüzey sıcaklıklarını, hangi kimyasal maddelerden oluştuklarını, dünyamızdan kaç ışık yılı uzaklıkta olduğunu ve daha başka onlarca şeyi nasıl söyleyebildiklerini merak ettiniz mi?


Bilim insanları tüm bunları bize söylerken sadece yıldızların bize yollamış olduğu ışığı (radyasyonu) kullanıyorlar. Yıldızlardan gelen ışığın analiz edilmesi ile uğraşan bilim dalı "spektroskopi" olarak adlandırılır. Spektroskopi şu temel prensibi kullanır: bir ışık prizmadan geçirilirse değişik ve belirgin renklere ayrılır ve renk spektrumu (tayfı) oluşturur. Spektrum dediğimiz şey ışığın farklı frekanslarına göre sıralanmasından başka bişey değildir. 

Peki bir spektrum bize güneşin ya da başka yıldızların kimyasal içeriğini ya da sıcaklığını nasıl açıklayabilir? Bunun cevabı, bir spektrumun değişik gazlar içinden geçtiği zamanki etkilenmelerindedir. 

Bir absorbsiyon spektrumu, (karanlık spektrum olarak da adlandırılır) renkler arasında siyah bir band sergilediği spektrumdur. Bu siyah bandların olduğu yerler ışığın gaz tarafından absorblandığı dalgaboylarına karşılık gelir. Hangi elementlerin spektrumu nasıl etkilediği analiz edilerek siyah bandların incelenmesiyle yıldızların hangi elementleri içerdiği anlaşılabilir. Wien yasasının uygulanmasıyla (dalgaboyunu kullanarak sıcaklığın tayin edildiği formül) yıldızın sıcaklığı bulunabilir. Böylece bilim insanları  milyon ve milyon ötedeki birçok nesnenin anlaşılmasını sağlayabilir.

Daha fazlası »

Kuantum Fiziği ve Bilinç !

Düşünce gücünüzle her şeyi elde edebilirsiniz'e fiziki bakış açısı





         Makro dünya denildiğinde aklımıza somut kavramlar gelir.Evren, gezegenler, toprak, su, koltuk bardak , kalem,toplu iğne …vs görüldüğü gibi örnekleri ne kadar küçültürsek küçültelim somut kavramlardır yani elle tutulur gözle görülür.gözlerimizi kapasak dahi elimizde tuttuğumuzun bir toplu iğne olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Hatta bunu kesin bir dille ifade etmekten de kaçınmayız.Madde ve toplu iğnedir ve kesinlikle elimizdedir.

            
       Mikro dünya dediğimizde ise küçük kavramlar aklımıza geliyor.Elle tutamadığımız gözle göremediğimiz mikroskopla hatta elektron mikroskobuyla dahi ancak çok küçük bir kısmını görebildiğimiz sonsuz bir dünya.Beynimiz somut kavramlara o kadar alışmış ki mikro dünyayı birçoğumuz soyut kavram olarak adlandırabiliyor.

Demir bir elementtir demirden yapılmış bir kaşık ise bir cisimdir.Somuttur vardır elle tutulur ve gözle görülür.Evet bu somut madde atomlardan oluşur.Atom içinde proton ,nötron ve elektronlar vardır.Bilim adamları belki de bizi korkutmamak yada kafamızı karıştırmamak adına güzel bir model çizmişler çekirdeğe proton ve nötronları yerleştirirken etrafındaki elips şeklindeki yörüngelere de elektronları yerleştirmiş ve somut bir madde yaratarak şekilci beyinlerimizi rahatlatmışlardır.Doğrusu elektronlar elips şeklindeki yörüngelerde değil çekirdek etrafındaki bulutsu yapılarda bulunurlar.Daha doğrusu ise bulunma ihtimalleri vardır…işte size bir belirsizlik..

Elektronlar Çift yarıkta yapılan girişim deneyinde iki yarıktan aynı anda geçebilir(dalga davranışı).Kuantum  fiziğine göre elektron hem bir yerde hem de bir bölge içinde her yerde olabiliyor.Bu da katı hal ve plazma hali ile açıklanabilir.Mantıklı açıklaması olsa dahi bir maddenin yani tek bir elektronun birbirinden oldukça uzak yörüngeler üzerinde aynı anda hareket  ediyormuş gibi davranması beynin sınırları zorlar.Ama en önemlisi maddeci bakış açılarını da değiştirir. Metafiziki bir bakış açısı getirir.

Proton ve nötronların içinde ise üçer adet quark vardır.Peki daha da içinde? Atom altı parçacıklar..CERN de ayrıntılarıyla incelenmeye çalışılan parçacıklar.100 yıl öncesine kadar biz atomun içini göremediğimiz için bu parçacıkların var olduğuna inanmıyorduk.Göremediğimiz her şeye soyut kavram adını veriyor.Çözümleyemediğimiz her soruya ise metafizik    anlamlar yüklüyor bazen de mucizelere bağlıyorduk.Oysaki kuantum fiziği sayesinde artık metafizik kavramlarında  mesela akıl, düşünce, ruh, rüya, bilinç, karar verme, şans gibi fizik ve doğa olaylarıyla açıklanabileceği öngörüldü.

Kuantum fiziğinde zerrelerin dünyasında gözlemci ile gözlenenin net bir ayrımı yapılmıştır(Kopenhag yaklaşımı) .Buna göre gözlemci hadiseyi belirleyen taraftır.İşte Önemli bir nokta!

Kuantum fiziğinin anlaşılmasının güç olduğu Prof.Richard Feynman tarafından Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde verdiği bir konferans esnasında öğrencilere birazda espirilil bir dille şu şekilde açıklanmıştır.”Kuantumu anlamak gerçekten zor. Ancak bu zorluk psikolojik.Kendinize sürekli ’Ama bu nasıl olabilir?’ diye sormanızın meydana getirdiği sıkıntıdan kaynaklanır.Sorduğunuz her soru, onu anlaşılmış bir şeyler cinsinden görmek arzusunun dışa vurumudur.Onu alışılmış bir şeye benzeterek açıklayacak değilim Yalnızca açıklayacağım.”Üzerinde düşünmemiz gereken sözler…
Önceki sayılarımızda ışığın bir enerji aynı zamanda bir emd olduğunu söylemiştik.Manyetik alanın hayatımızdaki yerini yine gözle görülmemesine rağmen bunu gösteren cihazlar sayesinde artık biliyoruz.Dünyanın etrafındaki manyetosfer tabakasını ne kadar rahat görebiliyorsak beynimizdeki manyetik alanları da MR(Manyetik rezonans )sayesinde bir o kadar rahat şekilde görebiliyoruz.TV nin cep telefonunun ya da bir baz istasyonunun yanına gidip yaydığı elektromanyetik dalgaları çok basit aletlerle ölçebiliyoruz.
            
        Evet her makro dünya mikro dünyalardan oluşur.Mikro dünyalarda kendi içlerinde daha küçük somut mikro dünyalardan oluşur.O halde beynimizde gerçekleşen herhangi bir olayın bir frekansı vardır.Son dönemin ünlü söylemi pozitif enerji  ve elektrik alma gibi kelime grupları aslında kuantum fiziğinin bilim adamları arasında halka indiğinin de bir göstergesidir bence.Artık kuantum fizikçilerle sinir bilimciler ve hatta psikologlar işbirliği yapmak zorunda.Neden mi.Çünkü beynimiz herhangi bir şey düşünürken veya hissederken etrafa elektromanyetik dalga yayıyor. Bunu gözlemlemek ve ölçmek fizikçinin işi.Beyin 5 milyar civarında sinir hücresinden oluşuyor.Herhangi bir düşüncenin eyleme dönüştürülmesi esnasında- mesela masadan kalemi almak- bu  nörönlardan bir elektrik akımı geçiyor.Biz artık net bir şekilde biliyoruz ki elektrik akımını olduğu yerde bir manyetik alan oluşur.Yani bir emd.Yani nöronlar ölçülebilir frekanslarda elektromanyetik dalga yayıyorlar.O halde bu iki bilim dalının işbirliği sayesinde nörokuantaloji adı altında yeni bir bilim dalı ortaya çıkıyor.

         NöroKuantoloji, “Kuantum Beyin, Bilinç” ifadelerinin akademik adı. Kuantum fiziğinin, insan bilinci ile ya da gözleyen birisi ile ilişkili olabileceği, bundan yaklaşık 100 yıl önce, kuantum fiziğini kuran babaları tarafından öne sürülmüş. fizikçiler kuantum fiziğinde  bilinçli kişinin ya da bilinçli bir gözlemcinin rol oynayabileceğini söylediler ve uzun yıllar sonra sinir bilimciler  fizikçilere katılarak kuantum fiziği ve bilinç konulu ortak kongrelere başlanmış oldu.İnsan beyninin somutlaşmasıyla da insanın bilinciyle her şeyi yapabileceği olumlu düşünmenin gücü gibi kavramlarla  insanların dikkatleri bu noktaya çekilmeye çalışıyor.İşin aslı şu iki bu konuda yazılmış pek çok kitap bulunuyor.Düşünce gücünüzle her şeyi elde edebilirsiniz tarzında.Ancak bu kitapları yazanlar kitaplarında fiziği hiç kullanmıyor.Bilinç fizikseldir.Özde hepimiz evrenin sonsuz enerjisine dahil olduğumuza göre evrene göndereceğimiz frekanslarda bilincimiz sayesinde olur.düşünürüz nöronları harekete geçiririz bir elektromanyetik dalga oluşturur ve bunu dışarıya veririz.dışarıda alıcılar tarafından yakalanan dalga diğer alıcının beynindeki frekans çözücü sayesinde çözülür böylece karşımızdaki insana hissetltilerimiz arada sözlü dialog olmamasına rağmen artık karşımızdaki kişi tarafından bilinmektedir. İşin kişisel gelişim kısmını size bırakıp bu ay üzerinde düşünmeniz ve bildiğiniz her şeyi biraz da kuantum fiziğinin bize getirmiş olduğu yeni bakış  açısıyla değerlendirmeniz dileğiyle…

Müberra Altın
Daha fazlası »

Güneş'in Manyetik Alanı Değişiyor !


NASA’dan Dr. Tony Phillips, “Güneş'in manyetik alanının ters dönmesi kelimenin tam anlamıyla büyük bir olay. Güneş'in manyetik etkisi Plüton’dan sonra bile milyarlarca kilometre uzaklara ulaşabiliyor. Alanın kutuplarında meydana gelen değişimler yıldızlar arası uzayın eşiğindeki Voyager’in araştırmalarında da dalgalanmalara yolaçıyor” dedi.
 
NASA, bu olaya dikkat çekmek için tüm süreci gösteren bir de görsel yayınladı.
 
Video, bir önce çevrimin başladığı 1997 yılnda Güneş'in pozitif kutbunun yukarda yeşil çizgilerle gösterilen bölümde olduğu, negatif kutbun ise mor çizgilerle aşağıda olduğu görülüyor.
 
Her bir çizgi demeti aşamalı olarak karşı kutba doğru harekete ediyor ve 2002 yılında tam olarak yer değişitirip güneşin çevrimini tamamlıyor.
 
Güneş, her 11 yılda bir manyetik kuzey ve güney kutuplarını kendi iç mekanizması aracılığıyla değiştiriyor.
 
Uzmanlar bu mekanizma hakkında fazla bilgiye sahip değiller.
Ancak bu değişimin uydu ve radyolarda yayın kesinitisine neden olan jeomanyetik fırtınlar yaratabileceği belirtiliyor.

VIDEO



Daha fazlası »

Altın Piyasası

Canlı Maç Sonuçları