Hosgeldiniz
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bel ve boyun ağrılarını önlemenin yolu
Uzmanlar, vücut şekline uygun olmayan yastık ve yatakların omurgayı zorlayarak bel ve boyun ağrılarına yol açtığını belirterek, bunu önleminin yollarını anlattı.
Bel ve boyun ağrıları günümüzde çok sık karşılaştığımız sıkıntıların başında geliyor. Özellikle bilgisayar kullanımının artmasıyla kötü ofis ergonomisine bağlı olarak bel ve boyun ağrıları giderek yaygınlaşıyor. Bel ve boyun ağrıları; ağır yük kaldırmak, yanlış veya ani hareketlerde bulunmak, aşırı kiloya sahip olmak, fiziksel ve zihinsel yüklerle savaşmak gibi birçok sebeplerden oluşabileceği gibi bunların yanında özellikle yanlış yatak ve yanlış yastık seçimlerimizden de kaynaklanıyor olabilir. Vücut şekline uygun olmayan yastık ve yataklar da omurgayı zorlayarak bel ve boyun ağrılarına yol açabiliyor. Kronikleşen bu ağrılar ise omurgada birtakım hasarlara yol açarak zamanla bel ve boyun fıtıklarına zemin hazırlayabiliyor.
YANLIŞ YATAK FITIK YAPIYOR
Doğru yatak ve yastık seçiminin bel ve boyun sağlığı açısından oldukça önemli olduğunu belirten fizik tedavi ve manipülasyon uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, çok yumuşak yatak ve yastıkların bel-boyun ağrılarını tetiklediğini, bu yüzden de vücut tipine uygun, tam ortopedik ya da yarı ortopedik yatakları ve özellikle kafanın yatağa-yere paralel olmasını sağlayan ve yan yatış pozisyonundayken omuz-boyun boşluğunu tam dolduran, orta sertlikte yastıkların kullanılması gerektiğini vurguladı. Yatak ve yastık seçiminin yanında yatış şeklinin de önemli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ali Şahabettinoğlu, daha çok sırtüstü veya yan yatış pozisyonlarını tavsiye ederken, özellikle zayıf kişilerde bel çukurunun aşırı derece artmasına yol açan ve uzun vadede bu çukurluğun bel fıtığına zemin hazırlamasına neden olan yüzüstü yatmayı ise önermiyor. Şahabettinoğlu, ancak yüzüstü pozisyon dışında başka türlü uyuyamayan ince yapılı kişilerin karnının altına uygun bir yastık koyarak, belde aşırı bir çukurlaşmanın önüne geçerek yatabileceklerini söylüyor.
FITIĞA AMELİYATSIZ SON
Bursa’daki merkezinde bel ve boyun fıtığı hastalarında, uzun yıllardır uyguladığı manipülasyon (elle tedavi) yöntemi ile birçok hastaya şifa veren Uzm. Dr. Ali Şahabettinoğlu, uyguladığı bu tedavi yönteminin Türkiye’de az sayıda uzman doktor tarafından bilinip uygulandığını belirtti. Manipülasyon (elle tedavi) tedavisinin hafif vakalarda 2-3, orta vakalarda 4-6, ileri vakalarda ise 8-10 seans sürdüğünü ifade eden Şahabettinoğlu, tedavileri 3-5 gün aralıklarla uyguladığını da sözlerine ekledi. Bu tedavi sırasında rahatsızlığın olduğu bel ve boyun bölgesine ellerle bir takım bastırma, germe ve döndürme gibi teknikler uygulanıyor.
Manipülasyon ile yüzde 98 hastanın iyileştiğini, sadece yüzde 1-2 hastada ameliyat gerektiğini belirten Şahabettinoğlu, ameliyatın bel fıtığında ayaklarda ilerleyen kas gücü kaybı, idrar-büyük abdest kaçırma şikayeti olan ya da ameliyatsız tedaviye cevap vermeyen hastalarda, boyun fıtığında ise ellerde-kollarda ilerleyen kas gücü kaybı olanlarda ya da ameliyatsız tedaviye cevap vermeyen çok az sayıdaki hastada gerektiğini vurguladı.
Avuç içine itiraz geldi !!
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Beyazıt İlhan, hastanelerde kimlik kontrolü için ‘biyometrik avuç içi ve parmak damar izi” alınmasının hukuka ve insan haklarına aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay’a dava açtıklarını bildirdi.

İlhan, “Bu durum kişisel verilerin ve özel hayatın korunması ilkesine aykırı. Alınan veriler süresiz saklanacak. Kötü ellere geçmesinin garanti edilememesi de ayrı bir konu” dedi. İlhan hiç kimsenin biometrik yöntemle avuç içi parmak damar izini vermek zorunda olmadığını belirterek, “Vermeyin” çağrısı yaptı.
30 dakikada organ veya dokuya kök hücre
Japon ve Amerikalı biliminsanları 30 dakikada istenilen organlara uygun kök hücre üretti.
İşlemi hızlandıran ise kök hücre için kullanılan hücrelerin 30 dakika boyunca seyreltilmiş özel bir asit çözeltisi dolu kapta bekletilmesi. Yöntemin organ üretimi için önemli katkı sağlaması bekleniyor. Ancak bunun için laboratuvarda hayvanlar üzerinde yapılan çalışmaların tamamlanması ve insanlar üzerinde de denemelerin başlaması gerekiyor.

TÜMÖRLERİ DURDURACAK
Araştırmayı yöneten Japon bilimci Haruko Obokata, yeni hızlı yöntemle kanser tedavilerinde tümörlerin yayılmasına daha kısa sürede müdahale edilebileceğine dikkat çekti. Yöntemin kalp, parkinson ve felç gibi hastalıkların yeni dokularla tedavi edilmesini de kolaylaştırması bekleniyor.
Sigaradan Daha Zararlı !
Bilim insanlarına göre oturma pozisyonunda geçen zaman tüm organları kirletiyor, ömrü de kısaltıyor.

Bilim insanları fiziki aktivite yaparak geçirilen zaman son 20 yılda belirgin bir şekilde artmasına rağmen,obezitenin azalması üzerinde net bir etkide bulunmadı. Bu durum, paralel olarak günlük olarak oturma süresinin artması ile açıklanıyor.
Washington Post gazetesi, oturma pozisyonunun beden için olumsuz etkilerinin dökümünü yaptığımetodik bir grafik oluşturdu. Gazeteye konuşan uzmanlar uzun oturma süresinin beraberinde baştan ayağa ağrılar getirdiğini söylüyor.
Profesör François Carré’ye göre artan bir şekilde oturarak vakit geçirmek gerçekleşen ilerlemenin yanlış kullanımıyla bağlantılı. François Carré, “Ne kadar oturarak zaman geçirilirse, ömür de o kadar kısalıyor”diyor.
Sigaradan daha fazla öldürdüğü 'kanıtlandı'
Gazeteye göre, oturmak sigaradan daha fazla öldürüyor. “Bu kanıtlandı”. Oturma hali, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, çok yüksek kolesterol, obezite gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin gelişmesini teşvik ediyor. Her şeyden önce, oturmak organizmamızı ve tüm organlarımızı kirletiyor. Kanser gibi çok sayıda hastalığın da gelişmesine yol açıyor.
Her 2-3 saatte bir yürüyün
Oturma aynı zamanda uzuvlarda görülen işle ilgili hastalıklar, bel, boyun ve omuz ağrıları gibi, teşvik ediyor. Yaşlılarda Alzheimer hastalığının gelişmesi ve düşmeye yol açıyor. Son olarak, ağır bacaklar, kabızlık ve kronik yorgunluk duygusu ile günlük yaşamı çekilmez yapıyor.
Uzmanlar tedbir olarak, oturma süresinin kısaltılmasını öneriyor. Ama eğer iş gereği olarak oturmak gerekiyorsa, her 2 veya 3 saatte bir, 2 ile 3 dakika yürüyerek veya gerilerek ara verilmesi tavsiye ediliyor. Bunun için ayakta telefonla konuşma alışkanlığının geliştirilmesi örnek olarak gösteriliyor. Oturma sırasında verilen ara, işe yeniden başlarken daha etkili olmayı da sağlıyor. Toplu ulaşım araçlarında ise sadece bir kaç istasyonluk mesafe varsa, oturmayı tercih etmemek gerektiği öneriliyor. Uzmanlar her gün 30 dakika yürümeyi de öneriyor. Bu süre üçe veya altıya da bölünebilir.
Washington Post gazetesi, oturma pozisyonunun beden için olumsuz etkilerinin dökümünü yaptığımetodik bir grafik oluşturdu. Gazeteye konuşan uzmanlar uzun oturma süresinin beraberinde baştan ayağa ağrılar getirdiğini söylüyor.
Profesör François Carré’ye göre artan bir şekilde oturarak vakit geçirmek gerçekleşen ilerlemenin yanlış kullanımıyla bağlantılı. François Carré, “Ne kadar oturarak zaman geçirilirse, ömür de o kadar kısalıyor”diyor.
Sigaradan daha fazla öldürdüğü 'kanıtlandı'
Gazeteye göre, oturmak sigaradan daha fazla öldürüyor. “Bu kanıtlandı”. Oturma hali, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, çok yüksek kolesterol, obezite gibi kardiyovasküler risk faktörlerinin gelişmesini teşvik ediyor. Her şeyden önce, oturmak organizmamızı ve tüm organlarımızı kirletiyor. Kanser gibi çok sayıda hastalığın da gelişmesine yol açıyor.
Her 2-3 saatte bir yürüyün
Oturma aynı zamanda uzuvlarda görülen işle ilgili hastalıklar, bel, boyun ve omuz ağrıları gibi, teşvik ediyor. Yaşlılarda Alzheimer hastalığının gelişmesi ve düşmeye yol açıyor. Son olarak, ağır bacaklar, kabızlık ve kronik yorgunluk duygusu ile günlük yaşamı çekilmez yapıyor.
Uzmanlar tedbir olarak, oturma süresinin kısaltılmasını öneriyor. Ama eğer iş gereği olarak oturmak gerekiyorsa, her 2 veya 3 saatte bir, 2 ile 3 dakika yürüyerek veya gerilerek ara verilmesi tavsiye ediliyor. Bunun için ayakta telefonla konuşma alışkanlığının geliştirilmesi örnek olarak gösteriliyor. Oturma sırasında verilen ara, işe yeniden başlarken daha etkili olmayı da sağlıyor. Toplu ulaşım araçlarında ise sadece bir kaç istasyonluk mesafe varsa, oturmayı tercih etmemek gerektiği öneriliyor. Uzmanlar her gün 30 dakika yürümeyi de öneriyor. Bu süre üçe veya altıya da bölünebilir.

Tam bir doğal afrodizyak !
Frenk yemişi, yorgunluğa karşı oldukça faydalı ve gün boyu zinde tutan bir meyve.

Frenk yemişinin çok güçlü C vitamini deposu olduğunun altını çizen Canan, yaz aylarında terlemeye bağlı güçsüz kalmada vücudun gün boyu dinç kalması için bir dikenli yemiş yemenin yeterli olacağını ifade etti.
Stres, yorgunluk ve bitkinliğe iyi geliyor
Daha fazlası »

Frenk yemişinin çok güçlü C vitamini deposu olduğunun altını çizen Canan, yaz aylarında terlemeye bağlı güçsüz kalmada vücudun gün boyu dinç kalması için bir dikenli yemiş yemenin yeterli olacağını ifade etti.
Stres, yorgunluk ve bitkinliğe iyi geliyor

İçerdiği vitaminler sayesinde iyi bir şifa kaynağı olan dikenli incir, öncelikle sindirim sistemimizi düzenler, bağırsaklarımıza iyi gelerek kabızlığı giderir.
Stres, yorgunluk ve bitkinliğe iyi gelir.
Dikenli incir sayesinde yorgunluğumuzu üstümüzden atarak zinde bir vücuda kavuşabiliriz.
Özellikle yaz aylarının çok sıcak olması sebebiyle bitkinlik, yorgunluk hepimizin sorunudur.
Dikenli incir tüketerek kendimizi çok daha zinde hissedebiliriz.
Ana vatanı Meksika olan bu meyvenin içeriğinde bol miktarlarda C vitamini bulunmaktadır.
Aynı zamanda lif, flavonoidler, antioksidanlar, kalsiyum ve potasyum açısından da oldukça sağlam kaynaklıdırlar.

Daha fazlası »
Gargaranın fazlası kalbe ve beyne zarar veriyor !
Ağız bakımı için kullanılan gargaraların fazlasının, kalp krizi ve beyin damarları hastalıkları riskini artırabileceği belirlendi.

İngiltere'de yapılan araştırma, bu ürünlerin ölçülü ve doktora danışılarak kullanılması gerektiğini, aksi halde damarları koruyan iyi bakterilerin de yok olabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, ağız bakım ürünlerindeki antiseptik maddenin iyi ve kötü bakterileri ayırmadan hepsini yok ettiğini belirtti. Bu ürünlerin ayrıca damar sağlığı için gerekli mikropları da yok ettiği vurgulandı.
Londra'daki Queen Mary Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması ayrıca, yüzde 0,2 antiseptik klorheksidin maddesi içeren gargaraları kullananların tansiyonunun daha yüksek, kalp krizi ya da beyin damarları hastalıklarından ölüm riskinin daha fazla olduğunu gösterdi.
Araştırmaya imza atanlardan Amrita Ahluwalia, bu maddeyi içermeyen ürünlerin tercih edilmesini önererek, klorheksidinin çürük tedavisi gibi işlemlerden sonra doktor tarafından kullanılması gerektiğini, düzenli kullanım için bu maddeyi içeren ürünlerin uygun olmadığını vurguladı.
Araştırmaya imza atanlardan Amrita Ahluwalia, bu maddeyi içermeyen ürünlerin tercih edilmesini önererek, klorheksidinin çürük tedavisi gibi işlemlerden sonra doktor tarafından kullanılması gerektiğini, düzenli kullanım için bu maddeyi içeren ürünlerin uygun olmadığını vurguladı.
Kola içmeyin !
İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, 'Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum' adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı.

Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, 'Türkiye'de adeta bir kola bağımlılığı var' dedi.
Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.
Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.
İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.

Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.
İşte bırakmanız için en önemli 12 sebep...
1- Fazla kilo ve yağlanma
2- Karaciğer hasarı
3- Diş çürümesi
4- Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı
5- Şeker hastalığı
6- Asit reflü
7- Kemik erimesi
8- Hipertansiyon
9- Kalp hastalığı
10- Sindirim bozukluğu
11- Alzheimer (hafıza kaybı)
12- Kanser
Mucizenin Adı Çörekotu
Çörek otu modern tıbbın oldukça ilgisini çeken az sayıda bitkiden biridir.

Hastalıklara etkisi üzerine yüzlerce deney yapılmıştır ve onlarcası da halen devam etmektedir.

Bu kadar araştırma ve deney hep olumlu sonuçlanmış ve her defasında asırlar öncesinden buyurulan ve kıymeti yeni yeni anlaşılan "Ölümden başkasına şifadır" hadisi şerifine ulaşılmıştır.
- Çörek otu tohumları binlerce yıldır baharat ve gıda koruma maddesi olarak kullanılmıştır.
- Çörek otu, oksidan ajanları temizleyen antioksidan sistemi harekete geçirme özelliğine de sahiptir.
- Çeşitli kanser ve mikroorganizmalara karşı anti–kanser ve anti–mikrobiyal özellikler göstermektedir.
- Toksik ajanlara maruz kalmış kolon dokusunda DNA hasarını azaltmakta, karsinogfenezin yani sağlıklı hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmeye başlamasını önlemektedir.
- Bağışıklık sistemini düzenleyici, Diyabeti tedavi edici
- Mide hastalıklarında tedavi edici, AİDS’i önleyici, Böbrek hastalıklarını tedavi edici
- Kalp ve damarları koruyucu, Kolesterol düşürücü, İshal kesici,
- Mikrop aktivitelerini ve Kanın pıhtılaşmasını engelleyen mucize bir gıdadır.
- Baş ağrısı Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
- Sağlıklı Cilt Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
- Yüksek Tansiyon Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın.
- Kas Ağrıları Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
- Grip ve Burun Tıkanıklığı Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
- İshal Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Gripten korunmak için 3 öneri !

Türk Hastane İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği Başkanı ve Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bakır yaptığı açıklamada, gribin yüksek ateş, yorgunluk hissi, kuru öksürük, burun akıntısı, baş, boğaz ve kas ağrılarıyla kendini gösterdiğini belirtti.
Bu yıl yaygın olarak görülen "H3N2" virüsünü de bu kapsamda değerlendirdiklerini dile getiren Bakır, bu nedenle geçen aylarda risk gruplarına grip aşısı yaptırmaları yönünde tavsiyelerde bulunduklarını söyledi.
Prof. Dr. Mehmet Bakır, gripten korunmak için 3 önemli hususa işaret ederek, "Dengeli beslenme, düzenli spor ve hijyen kurallarına dikkat ederek gribal enfeksiyonlara yol açan virüslerden yüksek oranda korunabiliriz" dedi.
Grip vakalarında hastalara daha hızlı iyileşmeleri için dinlenmelerini tavsiye eden Bakır, şunları kaydetti:
"Diğer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi H3N2 virüsüne karşı da antibiyotik kullanılmamalı. Antibiyotiğin tedaviye etkisi yok. Sadece komplikasyon gelişirse antibiyotik tedavisi uyguluyoruz. Antibiyotik yerine destek tedavisi yapılmasını, ateş düşürücü, ağrı kesici alınmasını ve istirahat edilmesini öneriyoruz. Virüse yakalananlara ortalama 3-5 gün istirahat tavsiye ediyoruz. Böylelikle hem çabuk iyileşecekler hem de virüsü daha fazla kişiye bulaştırmayacaklar. Virüsün aktif olduğu dönemin istirahatle geçirilmesi vücudun kendisini hızlı bir şekilde toparlaması için çok önemli."

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, mevsimsel grip salgınlarının arttığı dönemlerin her sene yaşandığını belirterek, "Herhangi bir olağanüstü sıkıntı söz konusu değil. Vatandaşlarımızın panik yapmamasını arzu ediyoruz" dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Altın Piyasası
Canlı Maç Sonuçları
Copyright © 2013 Kadın&Erkek Gözüyle Bilgi Okyanusu and Blogger Templates

